24 Nisan 2018 Salı 02:18 - Orhangazi Haber ve Bilgi Portalı
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Şimdi siz de Google Map'e kayıt olarak firmanızı bulunabilir yapın. Firmanızı Google Maps'e kayıt edelim arayanlar sizi Google Maps'de Bulsun...
English French Deutsch Turkish
Ana Menü
Orhangazim
Orhangazim.net
Üyeler İçin
Belde ve Köyler

İznik Turu


   Bu kez çinileri, gölü, zeytini ve tarihi ile ünlü İznik'e gidiyoruz. İstanbul'u arkamızda bırakıp, Eskihisar'dan feribota binmek İznik'e gitmenin en hızlı ve pratik yolu. Yalova'ya Topçular iskelesine doğru yol alırken martılar size eşlik ediyor.

    Feribot yolculuğu 40 dakika sürüyor. Yalova'ya geldikten sonra Orhangazi'ye, oradan da İznik okunu takip ederek, İznik Gölü'ne doğru gidiyorsunuz. İki tarafı zeytin ağaçları ile kaplı yol, göle paralel olarak sizi İznik'e götürüyor. İstanbul'dan çıktıktan yaklaşık 2,5 saat sonra eski adı ile Nicaea'nın giriş kapılarına varıyoruz.

    İznik'in 4 ana giriş kapısı var. Biz ilçeye İstanbulkapı'dan girdik. Ve hemen İznik'i çevreleyen yaklaşık 5 kilometrelik surların yanından İznik Gölü'ne indik.


Tarihi şehir surları ve İstanbul Kapısı


    İznik Gölü'ne giderken Spandau Caddesi'nden geçiyoruz. Bu isim İznik'in Almanya'nın Spandau kenti ile kardeş kent olmasından kaynaklanıyor.

    Öğle saati yaklaşınca, İznik'in meşhur balıkçılarından birine, Kopuğun Yeri'ne giriyoruz. Restaurantın adı, sahibi Orhan'ın Kopuk lakabından geliyor.

    İznik'e gelince yayın ya da sazan balığı yemek şart. Sazanın yöresel pişirme şekli kıskı, yani özel bir ızgara. Yayını ise tavada, güveçte ya da şiş olarak yiyebilirsiniz.

    Sazan balığı ilginç bir balık. Sazan gibi atlamak tabiri de, sazanın sudaki pek çok şeye yem diye hemen atlamasından geliyor.

    Tabii tavşanları da unutmamak lazım. Özellikle yeşilliğe bayılıyorlar. Onlar yeşilliğe, siz de onları beslemeye doyamıyorsunuz.

    İznik'te narenciye hariç neredeyse bütün meyve ve sebzeler yetişiyor. Bölgenin pazarı çarşamba günleri. Herşeyin tazesini pazardan almak mümkün. Genelde çok kalabalık oluyor zaten.

İznik Gölü'nün birçok yerinden suya girmek mümkün. Hatta eskiden burada göl suyu ile çay bile yapılırmış. Ama şimdi göle girerken son 10-15 senedir artan kirliliği göz önüne almak gerekiyor.

    İznikspor Senato Sarayı Plajı İznik'in en gözde sahili. Bu sene belediye tarafından yenilenmiş ve temizlenmiş bir plaj burası ama yine de pet şişeler eksik değil göle girenlerin yanında. Burada piknik alanı da var park da... Zakkumlar ve salkım söğütler içindeki parkta yürümek çok keyifli ama burada şöyle güzel bir yemek yemek isterseniz, bu pek mümkün değil. Bütün tesisler çay bahçesi niteliğinde.

    İznik'te gece kalmak isteyenler için de pek fazla alternatif yok. İznik'e yaklaşık 40 km uzaklıktaki Orhangazi'deki birkaç tesiste ya da şehir merkezindeki tek tük otellerde konaklanabiliniyor.


İznik Müzesi


    İznik demek aynı zamanda çini demek. İznik çinisi geleneği 600 yıllık ama Osmanlı'nın duraklama devrine girmesinden sonra 300 yıl boyunca İznik çinisi hiç yapılmamış. Taa ki 1989 yılında İznik Vakfı kurulana kadar.

    İznik Çini Vakfı atölyesinde, çinileri toz hammadeden vazo, tabak, fincan gibi objelere dönüşmesini bire bir izleyebilirsiniz. Bana en çok son aşama ilginç geldi. Kırmızı, mavi, yeşillerle boyanan çini, sırlanıp fırınlandıktan sonra bambaşka parlak renklere bürünüyor.

    Vakıf halka açık. Tüm yapım aşamalarını izledikten sonra çeşitli objelerden alabilirisiniz. Ama daha çok sipariş üzerine çalışılıyor, fiyatlar da 30 Dolar'dan başlıyor ve bayağı yukarılara çıkıyor. Ama zaten almak şart değil, seyretmesi bile insana yetiyor.

    İznik çinisinin sırrı hammaddesinde. Kuartz taşı, su, kil, cam özel kovalarda karıştırılıyor.

    Boyama aşaması çok ilginç. Her çini ustasının belli rengi var. Kimisi yeşili, kimi kırmızıyı, kimi turkuvazı daha iyi boyuyor. Çintemani, kalyon desenleri, laleler, karanfil ve güller, hepsi İznik çinileriyle hayat buluyor. Bir daha da kolay kolay solmuyor, kırılmıyor.

İznik Çinili Camii

    Çini çarşısı da gezmeye değer. Kolyelerden, duvar süslemelerine çininin her türü var burada. Seramik ve çini atölyesi sahibi Kadir Yılmaz'a göre İznik çinisiyle diğer çiniler arasındaki fark, karışımındaki kuvartsın bol ve sanatsal değerinin yüksek olması... Çininin kalitesini anlamanın yolu da metal bir çubuk ile çiniye vurmak. Kuvartsı yüksek orandaki bir çiniden çok daha tiz bir ses çıkıyor.

    İznik'in her tarafı tarihle dolu. Roma'dan, Bizans'tan, Osmanlı'dan anıtlar, mezarlar, camiler, kiliselerin hepsini gezmek için epeyce zaman gerekiyor.

    Ayasofya Müzesi, İznik'in tam ortasında kentin 4 kapısına ulaşan yolların kesiştiği noktada bulunuyor. Burası, Bizans döneminde Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuş. Bu yüzden inanç turizmi açısından da büyük önem taşıyor.

    İznik'in zeytini bol etli, küçük çekirdekli olduğu için çok makbul. Tabii zeytinyağı da.

    İznik zeytinin diğer bir özelliği de yağ oranının yüksek olması ve uzun süre dayanması. Zeytinciler, 4-5 yıl muhafaza edilebildiğini söylüyor. İznik zeytinlerini şehir merkezindeki Marmarabirlik İznik satış şubesinden alıyoruz.

    Halk arasında Abdullah Dede tabir edilen tepeye çıkıyoruz dönmeden. Bu tepe Sapanca'nın en etkileyici manzaralarından birisine sahip. Hele burada yaz akşamları gün batımını seyretmek bir başka güzel oluyor. Biz de manzarayı biraz seyredip, İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz.

Yazdırılabilir Sayfa  Makaleyi bir Arkadaşına öner

Geri Dön ]

Yayınlanma: Perşembe, 15. Ocak 2009 (2202 okunma)
Her hakkı saklıdır © Orhangazi Haber ve Bilgi Portalı | Bursa Orhangazi | orhangazim.net


Orhangazi||Orhangazi Köyleri
||Orhangazi Firma Rehberi||Orhangazi İş İlanları