1. Manevi mükafat ( sevgi, ilgi, övme, tebrik, takdir ) yerinde ve
zamanında kullanıldığında çocuk ve öğrenci üzerinde oldukça olumlu etki
yapmaktadır.
2. Maddi mükafat kişiye başarının karşılıksız kalmadığını ve olumlu
davranışlarının mutlaka değerlendirilerek takdir edildiği hissini
vermekte ve sonuçta, ve yaşadığı bu hazzı kendisine verilen armağan ile
uzun zaman hatırlayabilmektedir.
3. İstenmeyen davranışta bulunan öğrenciyi sevgi ve ilgi
azaltma,tenkit,uyarı, kınama, arzu ve isteklerini yerine getirmeme gibi
cezalarla cezalandırılabilir. Ama disiplin yöneltmeliğinde bile olmayan
kişinin ruh alemini önemli ölçüde etkileyen azarlama, hakaret ve dayak
ile asla cezalandırmamak gerekir.
4. Özellikle hassas, konuşmayı ve çevresini seven çocuk veya
öğrencilerin manevi cezanın en hafifi olan sevgi ve ilgi azaltma
türünden ders aldığı görülmektedir.
5. M. Fabius Quintihianus, eğitim ve öğretimde bedeni cezalar
verilmesine karşı çıkarak, çocukları hiçbir zaman dövmemeyi, dayağın
çocuğu yüzsüz ve korkak yapacağını , uyarı ve azarlama ile uslanmayan
çocuğun esirler gibi dayağa da alışabileceğini savunarak dayak cezasına
başvurmayı öğretmenlerin kayıtsızlığına bağlamaktadır.
6. Öğrencileri bir şeylerle meşgul etmek ve bu meşguliyetleri esnasında
onları devamlı denetim altında tutmak suretiyle disiplin metodu izlemek.
7. Öğrencilere güzel şeylerin öğretilmesi, iyi tasarımlar ve öğütler
aracılığıyla demokratik bir anlayış şemsiyesi altında baskı ve
cezalandırma, dayak ve kötü sözler olmayan ölçülü bir disiplin ile
yapılması lazımdır.
8. Çocuğa emir vermekten kaçınıp, otoriter bir eğitim tarzını değil,
güler yüzlü ve yumuşak olarak ılımlı bir eğitim seçilmelidir.
9. İyi ders vermenin sırrı eğitimde ciddiyet ile şefkati birleştirerek kullanmaktadır.
10. Çocuk ne emir vermeli ne de emir almalıdır.
11. Eğitimde sınır ve sinir olmamasına dikkat edilmelidir.
12. Çocuk belki ailesinden aldığı cezaları affedebilir. Ancak cezayı
hak ettiğini takdir etse bile bunun yabancı bir şahıs tarafından
verildiğini gördüğü anda üzülerek isyan eder.
13. Çocuğa yapılan en büyük cinayet, çocuğu eğitmek amacıyla rahat bırakmamaktır.
14. Çocuk dış etkilerle değil, kendi kendini eğitip olgunlaştırmalıdır.
15. Disiplinsiz okullarda kör kuvvet, zulüm ve baskı hakim rol oynamakta ve karakter teşekkül etmemektedir.
16. Okulu aileye ve sosyal çevreye yaklaştırmak gerekir.
17. Öğrenciye tatbik olunan ceza ne olursa olsun bir intikam mahiyetinde ve öğretmenin hiddetini teskin maksadıyla olmamalıdır.
18. Disiplinin temeli çocukları denetimli bir şekilde meşgul etmektir.
Çocukların hareket etme ihtiyacının bu meşguliyetlerle giderilmesi ve
yaş ilerledikçe bu meşguliyetlerin büyük kısmı öğretim olmalıdır.
19. Eğiticinin çocuk üzerindeki hakimiyet ve müdahalesi tedrici olarak
azaltılmalı ve çocukların tam bir hürriyet içinde eğitilmeleri
sağlanmalıdır.
20. İslam eğitimcileri çocuğa, öncelikle sevgi, saygı ve şefkatle
yaklaşılması, hoşgörülü güzel örnek olunması ve iyi bir eğitim
verilmesi noktasında görüş birliği içindedirler. Nitekim şu
tavsiyelerde bu özellikler açıkça görülmektedir.
21. a- Önce iyinin iyi, kötünün kötü olduğu telkin edilmeli, öğretilmeli.
22. b- İyi işler yaptığı zaman yüzüne karşı takdir edilmeli.
23. c- Kötü davranışları varsa, bunlar başkalarından örnek verilerek kötülenmelidir.
24. d- İlk yaptığı olumsuz davranışları görmezlikten gelinmeli, ikinci
defa tekerrür ederse, kimsenin olmadığı yerde ayıplanmalı ve
başkalarının bunu duyması veya görmesi halinde ayıplanacağı
söylenmelidir.
25. e- Hataları sebebiyle devamlı olarak azarlanmamalı.
26. f- Gizlice yaptığı mutlaka önlenmelidir.
27. g- Olumsuz davranışlarda ısrar ediyorsa inadı kırılmalıdır.
28. Hadisi şeriflerden ve İslam eğitimcilerinin tatbikatından anlaşıldığı üzere, çocuğun dövülmesi kaçınılmaz olduğu durumlarda;
29. a-Velisinin izni olmasına
30. b- Çocuk 7 yaşından fazla veya bâliğ olmasına
31. c- Dövme yalnız dini eğitim için olmasına
32. d- Sebep olan konunun öğretilmiş ve tatbik edilmiş olmasına
33. e- Daha önce ikaz edilmiş olmasına
34. f- Vurulacak miktarın hafif ve üç darptan fazla olmamasına
35. g- Çocuğun baş, yüz, karın ve kasıklarına vurulmamasına
36. h- dövme işi tahta, değnek ve kamçı gibi şeylerle değil de ancak
elle, bükülü mendille veya ince çubukla olmasına dikkat edilmelidir.
37. Çocuğa ceza verilecekse bu ceza hiçbir zaman, çocuğu yiyecek ve içecekten menetme olmamalıdır.
38. Öğretmenin kızması ve gazabına göre hareket etmesi ne çocukların
eğitimine fayda verir ve ne de onun kalbine huzur verir. Çünkü
kızgınlık geldiği zaman kendi nefsini tatmin için Müslümanların
çocuklarını dövecektir ki, bu da adaletli bir davranış değildir.
39. Dayak ancak kuru, merhametsiz ve cahil öğretmenlerden sadır olur.
40. Çocuğu azarlamada aşırılığa gidilirse, bu onu alışkanlığa sevk
edecektir. Çocuk azarlama ve suçunun teşhir edilmesine alışacak olursa
hayasızlığa sürüklenmiş ve kötü bildiği (ve bu sebeple de gizli
yapmakta olduğu ) şeyler meleke kazanmaya teşvik edilmiş olur. Bu
noktadan sonra, nefsinin alışmış olduğu yasak ve kötü davranışlara
tevessül sonucu, gelecek azarlamaları dinlemek normalleşecek ve
üzerinde etkili olmayacaktır. İbn Miskeveyh
41. Nitekim ağır tenkitler de fayda vermeyip, çocuğun hatalı oluşu
kesinlik kazanınca, ona verilecek ilk dayak cezasının acı verecek
şekilde olması, çocukta bundan sonrakilerin daha şiddetli olacağı
hissini uyandıracaktır. Bunun aksine ilk vuruş hafif olursa, çocuk
bundan sonrakilerin hafif olacağı zannına kapılarak artık dövülmekten
korkmayacaktır. İbn-i Sina
42. Öğretmen bütün davranışlarını takva ölçülerine uydurmalı ve
kendisini hesaba çekmelidir. Çünkü öğrenci öncelikle onun
davranışlarına bakar, sonra söylediklerinden faydalanır. İmam-ı Gazali
43. Çocuğa oyun, eğlence ve dinlenme imkanının yeterli bir şekilde
sağlanması lazımdır. Aksi takdirde devamlı surette derslerle
meşguliyet, çocuğun “kalbinin ölüp, zekasının sönmesiyle” sonuçlanır.
İmam-ı Gazali
44. Çocuk iyi hareketlerden dolayı herkesin gözü önünde
mükafatlandırılmalı, yaramazlıklarına ise göz yumularak hemen azarlama
yoluna gitmemelidir. El-Abderi
45. Öğrencilere sert davranmamalı, gençleri hakir görmemeli, onlara
değer vermelidir. Öğrenciliğe yeni başlayanları da küçük görmeyip
kızmamalı, ümitsizliğe düşürmemelidir. Onlara ilmi sevdirmeli, şefkat
göstermeli, ilim öğrenmeye teşvik etmelidir. İmam-ı Gazali
46. Eğitim-Öğretimde öğrencilere ve özellikle küçük çocuklara sert
davranmak ve onları cezalandırmak son derece zararlıdır. Çünkü baskı
altında yapılan eğitim, öğrencinin heves ve neşesini yok ettiği gibi,
onu tembelliğe de sevk edecektir. Kendini baskı altında hissettiği
için, içindekileri açıklamaktan çekinerek riyaya ve ikiyüzlülüğe
sürüklenir. Zamanla bu haller, onun için âdet ve karakter hüviyetine
bürünür. Böylece ondaki insani meziyetler bozulur ve sonuçta, güzel
huy, üstün meziyet kazanma melekesi kaybolur. Zira zulüm ve şiddet
korkusu ile dürüstlük kazanmaya alıştırılan kişi, günün birinde
baskıdan kurtulunca fazilet atmosferinden uzaklaşarak, çoğu kez rezalet
yolunu tutar. İbn Haldun
47. Öncelikle öğrencinin fıtratı iyi bilinmelidir. Öğrenci eğer uyanık,
zeki ve anlayışlı ise, dersini yavaş yavaş arttırmalıdır. Verilen bir
konu veya ders iyice öğrenilmeden diğer konuya geçilmemelidir. Bir
harfi veya kelimeyi bilmediği için öğrenci dövülmemeli, kolaylık
sağlanmalıdır. Alâaddin Çelebi
48. İma etmenin tesiri daha büyüktür. Çünkü sertçe konulan yasaklar
insanı daha çok kötülüğe teşvik eder. “Kişi yasaklanan şeye karşı
hırslıdır.” Taşköprü zâde
49. Eğitim-Öğretimin temelinde sevgi yatmaktadır. Ama bu sevgi hiçbir
zaman aşırı koruma veya aşırı hoşgörü seviyesine ulaşarak çocuğun
sevgide boğulmasına yol açmamalıdır. İbrahim Hakkı
50. Ağır baskı ve dayağın, çocuğun kişiliğini ezmek, kendine güvenini
yok etmek, yalana ve ikiyüzlülüğe sevk etme gibi kötü ahlaki sonuçlara
yol açmasının yanında, bir takım psikolojik bozukluklara da sebep
olacaktır.
51. Dayak, genelde atanı utandıran, dövüleni küçülten ve buna şahit
olanları da en azından üzen bir davranıştır.Dayak bir anlık öfkeyle
verilen, çoğu kez de amacını aşan bir ceza yöntemidir.Eğitici değeri
oldukça az olan bu yöntemin sağladığı itaat geçicidir. Ancak çocuğu
ikiyüzlülüğe, riyakârlığa sevk etmesi açısından, zararı kişilik ve
karakteri bozması yönüyle oldukça büyük olacaktır.Bilinmelidir ki
çocukların şeref ve haysiyetleri sanıldığından daha çok kuvvetlidir.
Hiçbir çocuk ezilmesini ve şerefsiz durumuna düşmesini istemez.
52. Olumlu ve olumsuz etkisi birlikte düşünüldüğünde dayak cezası,
“azarlama ve hakaret” cezasından daha uygun görünmektedir! Azarlama ve
hakaret cezasının öğrenci üzerinde dayak kadar olumsuz etkiye sahip
olması, olumlu etki oranında daha geride kalması, üzerinde düşünülmesi
gereken bir konudur. Bu dayak atılabilir demek değildir. Bilakis dayak
gibi azarlama ve hakarette olmaması lazımdır.
53. Cezaların açıktan verilmesini emreden ayetlere bakıldığında bunları
toplum ve fert için oldukça zararlı olan suçlar ( zina, hırsızlık, adam
öldürme gibi ) oldukları görülecektir. Bu nedenle öğrencilere
uygulanacak cezaların gizli olarak verilmesi görüşü daha doğrudur.
İslam’da hataları örtmek bir fazilet olduğuna göre, öğrencinin diğer
arkadaşları önünde cezalandırılması bu prensibe aykırıdır denilebilir.
54. Cezalandırmak eğitim ve öğretime katkısı olmayan bir davranıştır.
Bu var olan çareleri araştırmayıp meselenin içinden kolayca çıkmak için
başvurulan, faydası da tam manasıyla gerçekleşmeyen basit bir çıkış
yoludur. Ancak gereken çaba, ilgi, sevgi ve ders vermemizdeki
mükemmellik ve öğrencilere yaklaşmadaki üstün vasıflar, biz
eğitimcilerde olduğu zaman cezalandırmaya gerek kalmayacak veya buna
çok nadir başvuracağız.
55. Din eğitiminin fazileti ve bu ilmin faydaları öğrenciye yeterince
anlatılmalı, öncelikle bir ideal verilmelidir. Öğrenci derse
ısındırılmalı onu dersten soğutacak unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.
Ders öğrenciye güzel sözlerle, iyi bir ses tonuyla anlatılmalı, kıssa
ve menkıbelerle süslenmelidir. Öğretmen derse hazırlanarak ve selam
vererek girmeli, dersi zevkle işlemeli, aktüaliteyle bağlantı
kurabilmelidir. Başarılı öğrenci mükafatlandırılmalı, başarısız öğrenci
ile daha çok ilgilenilmeli çalışmaya teşvik edilmelidir.


